El-tin-i ve el-zeytin ayetine bak

O beldeyi-i emin âdemdir mutlak

Suret-i ahsenle halk eyledi Hak

Biz Hakk'ı âdemde bulanlardanız

 

Melüli'yim kıblem kâmil insandır

Kamil insan kalbi Beyt-i rahman’dır              Meluli Baba

Secde etmeyenler şeksiz şeytan'dır               1892-1990

Ona lanet eden edenlerdeniz

 

ÖNSÖZ

    Neden böyle bir site açmaya  ihtiyaç duyduk? Tam iki asırdan beri yörelerimizde inanılmaz güzel olaylar yaşandı ve yaşatıldı. Günümüze kadar da geldi bu güzellikler. Öyle inanılmaz Hakikatler yaşandı ki; bunları yaşamadan izah etmenin olanağı yok. Ayrıca hakikati yaşayanlar, bu güzellikleri anlatmayı doğru bulmadılar, biz de doğru bulmuyoruz. Yazılmasına da ihtiyaç duyulmadı. Çünkü yörede Hakikat ekolü, yolu yaşayıp yaşatıyordu. Bu yaşananlar da çok doğal kabul edilirdi.

     Kemale erişen her kâmil insanın yaşantısı budur deniliyordu. Eğer sizin de gücünüz yetiyorsa, yaşantınız ile bu güzellikleri ispat edin. Yaşamın güzelliğine  erişin ve olanların hazzını ve zahmetini yaşayın. Önemli olan yaşantı ile örnek sunmaktır. Eğer bir güzelliği hafife alır da onu ulu orta anlatmaya kalkarsanız,  o konunun ruhaniyetine, iç âlemine zarar verirsiniz derlerdi.                           

    Yaşanan kerametler normal kabul edilir, sebepleri izah edilmezdi. Tabii yolun dışında olan bazı şahıslar kendilerince yorumlarda  bulunuyorlar, olayın iç âlemine erişemiyorlardı. Herkes kendi düşüncesini izah ediyordu. Ancak yaşananlar mantıkla izah edilecek gibi değildi.  Çünkü bir kişi Hakikati inanarak yaşamazsa, tüm kurallarını yerine getirmezse onun içeriğini anlamaz ve anlatamaz. Bu, bir kişinin görmediği bir nesne hakkında fikir yürütmesi gibi olur. Kâmil bir insan yaşadığı kemaleti izah ederse benliğe kapılır, onun acısını yaşar. Onun için "Diyen bilmez, bilen demez." denilmiştir.

     Yöremizde yaşanan sosyoekonomik olaylar ve kültürel dağılmalar birçok yozlaşmaya sebep oldu. Bu yozlaşmanın önüne geçmek için  Hakikat birliğini yaşa- yan tüm aile fertlerine büyük  sorumluluklar düşüyor. Bizlere düşen; nerede olursak olalım o güzelliklerin yeniden yaşanmasına  vesile olacak olgunluktan ayrılmayalım, bu yaşantıların özünü yakalamaya çalışalım!

      Bugün yan yana duruyoruz ama eşimizde ayrı yaşıyoruz. Çocuklarımızla birlikteyiz, onları seviyor görünüyoruz ancak gerçek hiç de öyle değil. Ne biz onları anlayabiliyoruz ne de onlar bizden emin. Peki, sihir nerede bozuldu, gerçek  ne,  suçlu kim? Biz mi  mal hırsına büründük, gerçekleri görmezlikten geliyoruz. Yoksa zamanın gerekleri mi  bunu gerektiriyor? Kendimize yüzlerce soru sorsak da Hakikat anlamında kemalete ermedikçe insanoğlu bu sorulara doğru cevap veremez. Çünkü bizim egomuz daima işin kurnazlığına kaçar, koca kendine göre haklı kadın kendine göre, çocuklar kendilerine göre haklıdırlar. Ama haksız kim? İşte samimiyetle bu sorulara cevap aradığımızda;  zaman suçlu olur, ekonomi suçlu olur, çevre suçlu olur, vesaire, vesaire… Suçlu çok olur fakat asıl suçlu olan bizler ortada yokuz. Sebep; hakikat anlamında doğrulardan uzaklaştık, sevgiden uzaklaştık, mal bizim için de Tanrı oldu.

 
 

 

Fotoğraf  Galerisi Tıklayınız....

 

 

Mail grubuna üye olmak için mail adresinizi aşağıdaki boşluğa yazıp göndere tıklayınız.

 
 

Deyişleri dinlemek için tıklayın

 

 

Literal Web Dizayn